mışlızamanlar

robinson ile kişotun birleşimi sonrasında ortaya ben olmuşum gibi.. bir garip robinşot hali.

Haydi genşlik bi imza

GDO ‘lu yiyeceklere dur demek istiyorsanız bir imza ile siz de sesinizi yükseltebilirsiniz!!!

www.yemezler.org/?ref=127249

BİR FRANSA DİRENİŞİ

"Burada yaşıyoruz, burada eğitim alıyoruz, burada kalacağız" Orta  okulu ve liseyi Fransa’da okuyan Tuğçe Yaşar, oturma izni  başvurusunu  reddedildiği için ülkeyi terk etmek zorunda. Ailesi  Fransa’da yaşayan  Yaşar ise, bu durumu kabullenmeyerek eylem yapmaya  başladı. İstanbul’da  doğan Tuğçe Yaşar, ilköğretimini burada tamamladıktan  sonra, 2006  yılında ailesi ile birlikte Fransa’ya göç ediyor. Babası  hali hazırda  Fransa’da yaşarken, 14 yaşında Paris’e yerleşen Yaşar, göç  etmelerindeki  en büyük sebebin “eğitim olanakları” olduğunu  vurguluyor. Lise son  sınıfta reşit olmasıyla beraberse sorunlar  başlıyor. Yaşar, hikayenin  gerisini şöyle anlatıyor: “Geldiğimde Fransızca’yı bilmiyordum.  Hayata sıfırdan başladım çok zor  bir dili öğrendim, buradaki bambaşka  olan yaşama ayak uydurup  alışabildim, çeşitli etkinlikler yapıyorum  hafta sonları tiyatro  oynuyorum, gazetelerde yazılar yazıyorum bazen,  ‘la vie en France -  Fransada Yaşam’ gibi… Buraya geldiğimde  henüz reşit olmadığımdan dolayı anne babamın  üzerineydim ve 18 yaşıma  girdiğimde ilk başvurumu yaptım bir öğrenci  kimliği alabilmek için, daha  rahat yaşayabilmek, yıl sonu olacak  sınavlarıma girebilemek için. Fakat  yaptığım başvurunun sonucu 6 aylık  bir süreç bekledikten sonra 21 Kasım  2011 tarihinde red olarak geldi.  Aynı zamanda 30 gün içinde ülkeyi terk  kararıyla birlikte… İlk başta  ne yapacağımı bilmedim. Bu kadar zor  bir durumda, ya herşeyi bir kenera  bırakıp dönmek olacaktı ya da bu  haksızlığa boyun eğmeyip savaşarak  zafere ulaşmak olacaktı sonunda,  umudu kendime ışık bilerek yola  çıktım. İlk olarak okulumdaki  öğrenciler, öğretmenler ayaklandı herkes bu  haksızlık karşısında  yanımdaydı. Sonra yardım kuruluşları dernekler ve  medya da yanımda oldu.  ‘Arc en ciel’ radyosunda bir canlı yayın  programına katılacağım  yakında, sesimi daha çok kişiye daha iyi şekilde  ulaştırmak için ve  burda yine iki senatör benim durumuma karşı, gelen  bu cevaptan yana  olmadıklarınadan ellerinden geleni yapıyorlar.  Valiliğe mektup yazıp  gönderdiler 1 ay içinde bu kadar çoğalmak harika  ve bunun için çok  şanslıyım… Bundan sonrası için imza kampanyalarımız başladı ve  devam edecektir.  Yürüyüşler düzenlenecek Ocak ayında. Bunun için  buradaki halkı insanlık  adına, eşitlik adına yanımda olmaya çağrıyorum.  Bu durum herkesin  başına gelebilir ve biliyorum ki benim durumumda olan  onlarca insan  var. Herkesin konuşması gerek, herkesin ayakta durabilmek  için bir yol  kat etmesi gerek. Bunun için mücadele! Benim burda  eğitimimi bitirmem için bu engeli aşmam gerekiyor. Bunun  için de elimden  geleni yapacağım. Elimizden geleni yapacağız… Emeklerin boşa çıkmayacağını ümid ediyor ve bu büyük ilgi için herkese çok teşekkür ediyorum.” ———————————————————————————————————————-Tuğçe direnişini elinden geldiğince yaymaya çabalıyor.. Şimdilik   Fransa’da üç gazetede haberi yer buldu.. Bugün kendisine destek   verenlerle güzel bir yürüyüş yaptı!.. İlgi büyük fakat yeterli değil..   Bi sonraki yürüyüşleri valiliğe olacak.. Çabam Tuğçe’nin direnişini   elimden geldiğince duyurmak ve ona biraz da olsa yardımcı olabilmek,   çünki zaten sınırlarla gidebileceğimiz yerler çizilmişken, bir insanın   senelerce yaşadığı topraklardan çıkarılmak istenmesine , emek yemeye ses   etmeyip vatandaşlık vermeye geldiğinde yüz çeviren devlet kitlelerine   dayanamıyorum!!! Haberi çeşitli gazetelere ulaştırmak istiyoruz..  Yardım  edebilirseniz, lütfen iletişime geçiniz..  ————————————————————————————————————————FACEBOOK’DAN DA DESTEKÇİ OLABİLİRSİNİZ!.. http://www.facebook.com/pages/Ensemble-soutenons-Tugce/246633468741275 TEŞEKKÜRLER..

BİR FRANSA DİRENİŞİ

"Burada yaşıyoruz, burada eğitim alıyoruz, burada kalacağız"

Orta okulu ve liseyi Fransa’da okuyan Tuğçe Yaşar, oturma izni başvurusunu reddedildiği için ülkeyi terk etmek zorunda. Ailesi Fransa’da yaşayan Yaşar ise, bu durumu kabullenmeyerek eylem yapmaya başladı.

İstanbul’da doğan Tuğçe Yaşar, ilköğretimini burada tamamladıktan sonra, 2006 yılında ailesi ile birlikte Fransa’ya göç ediyor. Babası hali hazırda Fransa’da yaşarken, 14 yaşında Paris’e yerleşen Yaşar, göç etmelerindeki en büyük sebebin “eğitim olanakları” olduğunu vurguluyor. Lise son sınıfta reşit olmasıyla beraberse sorunlar başlıyor. Yaşar, hikayenin gerisini şöyle anlatıyor:

“Geldiğimde Fransızca’yı bilmiyordum. Hayata sıfırdan başladım çok zor bir dili öğrendim, buradaki bambaşka olan yaşama ayak uydurup alışabildim, çeşitli etkinlikler yapıyorum hafta sonları tiyatro oynuyorum, gazetelerde yazılar yazıyorum bazen, ‘la vie en France - Fransada Yaşam’ gibi…

Buraya geldiğimde henüz reşit olmadığımdan dolayı anne babamın üzerineydim ve 18 yaşıma girdiğimde ilk başvurumu yaptım bir öğrenci kimliği alabilmek için, daha rahat yaşayabilmek, yıl sonu olacak sınavlarıma girebilemek için. Fakat yaptığım başvurunun sonucu 6 aylık bir süreç bekledikten sonra 21 Kasım 2011 tarihinde red olarak geldi. Aynı zamanda 30 gün içinde ülkeyi terk kararıyla birlikte… İlk başta ne yapacağımı bilmedim. Bu kadar zor bir durumda, ya herşeyi bir kenera bırakıp dönmek olacaktı ya da bu haksızlığa boyun eğmeyip savaşarak zafere ulaşmak olacaktı sonunda, umudu kendime ışık bilerek yola çıktım.

İlk olarak okulumdaki öğrenciler, öğretmenler ayaklandı herkes bu haksızlık karşısında yanımdaydı. Sonra yardım kuruluşları dernekler ve medya da yanımda oldu. ‘Arc en ciel’ radyosunda bir canlı yayın programına katılacağım yakında, sesimi daha çok kişiye daha iyi şekilde ulaştırmak için ve burda yine iki senatör benim durumuma karşı, gelen bu cevaptan yana olmadıklarınadan ellerinden geleni yapıyorlar. Valiliğe mektup yazıp gönderdiler 1 ay içinde bu kadar çoğalmak harika ve bunun için çok şanslıyım…

Bundan sonrası için imza kampanyalarımız başladı ve devam edecektir. Yürüyüşler düzenlenecek Ocak ayında. Bunun için buradaki halkı insanlık adına, eşitlik adına yanımda olmaya çağrıyorum. Bu durum herkesin başına gelebilir ve biliyorum ki benim durumumda olan onlarca insan var. Herkesin konuşması gerek, herkesin ayakta durabilmek için bir yol kat etmesi gerek. Bunun için mücadele!

Benim burda eğitimimi bitirmem için bu engeli aşmam gerekiyor. Bunun için de elimden geleni yapacağım. Elimizden geleni yapacağız…

Emeklerin boşa çıkmayacağını ümid ediyor ve bu büyük ilgi için herkese çok teşekkür ediyorum.”

———————————————————————————————————————-


Tuğçe direnişini elinden geldiğince yaymaya çabalıyor.. Şimdilik Fransa’da üç gazetede haberi yer buldu.. Bugün kendisine destek verenlerle güzel bir yürüyüş yaptı!.. İlgi büyük fakat yeterli değil.. Bi sonraki yürüyüşleri valiliğe olacak.. Çabam Tuğçe’nin direnişini elimden geldiğince duyurmak ve ona biraz da olsa yardımcı olabilmek, çünki zaten sınırlarla gidebileceğimiz yerler çizilmişken, bir insanın senelerce yaşadığı topraklardan çıkarılmak istenmesine , emek yemeye ses etmeyip vatandaşlık vermeye geldiğinde yüz çeviren devlet kitlelerine dayanamıyorum!!! Haberi çeşitli gazetelere ulaştırmak istiyoruz.. Yardım edebilirseniz, lütfen iletişime geçiniz..


————————————————————————————————————————

FACEBOOK’DAN DA DESTEKÇİ OLABİLİRSİNİZ!.. http://www.facebook.com/pages/Ensemble-soutenons-Tugce/246633468741275

TEŞEKKÜRLER..

Reblogged from iyiydiklan1-deactivated20130821

(Source: ajdien)

oooooOOoo  life…I love feeling it.. I really mean it..
eğer gidersek taaaa gerilere, göreceğiz çalışmak insanın doğasına aykırı  bir davranış şeklidir. tıpkı diğer varlıklar gibi insan da doğaya  yaşamak için salınmış bir varlıktır. sadece yaşamak, değil daha  fazlası..amaç da olmamalı harcamak günün dörtte üçünü farklı olmayacak  geleceklere birikim yapmaya..ki gelecek de yoktur, nihayetinde her an  şimdidir ve  gelecek uğruna kayıplara karışan şimdiler geri  gelmeyecektir. çalışan demir paslanmaz lafı tamamen laf-ı güzaflık olup,  kendilerini efendi sayan insanlar tarafından ortaya atılmıştır. ki  zaman boyunca insan evladı verilen gazlar ile daha ileri gittiğini  sanırken gerilemiştir. aslında hiçbir şey iyiye evirilememiştir.  yalnızca makineleşmiştir! tanrı bizi çarklardan korusun!..

oooooOOoo  life…I love feeling it.. I really mean it..

eğer gidersek taaaa gerilere, göreceğiz çalışmak insanın doğasına aykırı bir davranış şeklidir. tıpkı diğer varlıklar gibi insan da doğaya yaşamak için salınmış bir varlıktır. sadece yaşamak, değil daha fazlası..amaç da olmamalı harcamak günün dörtte üçünü farklı olmayacak geleceklere birikim yapmaya..ki gelecek de yoktur, nihayetinde her an şimdidir ve  gelecek uğruna kayıplara karışan şimdiler geri gelmeyecektir. çalışan demir paslanmaz lafı tamamen laf-ı güzaflık olup, kendilerini efendi sayan insanlar tarafından ortaya atılmıştır. ki zaman boyunca insan evladı verilen gazlar ile daha ileri gittiğini sanırken gerilemiştir. aslında hiçbir şey iyiye evirilememiştir. yalnızca makineleşmiştir! tanrı bizi çarklardan korusun!..



Crystalised (by Emmeline Layglon)

Reblogged from black-and-white

Crystalised (by Emmeline Layglon)

uzun yol, söyleyecekleri kısa..yürüme isteği önündeki yoldan büyük.kalbi  büyük. elleri, elleri hep küçük.yaşama isteği çarpılsaydı ölüm  arzusuyla, elinde kalan bölük bölük.. hayat ne kadar anlamlı? sorusuna  aynı cevabı..bir çiçeğin tohumdan çıkıp büyümesi,sonra çiçek açıp solup  gitmesi kadar.değil daha fazlası. yaşadığı güzel fakat sonlu gerçekleri  benzetir püfürük çiçeğine.püfürmesin diye kimse, saklasa da gündüz  gece;yanağını ılık ılık okşarken meltemi yazın, anlamaz çiçeğini uçurup  götürdüğünü aynı rüzgarın..kalan sapı koyar soluna.hep bi’ çiçek dürbünü  gözünde, başa sarılan aynı hikayede.

Reblogged from sarasponda

uzun yol, söyleyecekleri kısa..yürüme isteği önündeki yoldan büyük.kalbi büyük. elleri, elleri hep küçük.yaşama isteği çarpılsaydı ölüm arzusuyla, elinde kalan bölük bölük.. hayat ne kadar anlamlı? sorusuna aynı cevabı..bir çiçeğin tohumdan çıkıp büyümesi,sonra çiçek açıp solup gitmesi kadar.değil daha fazlası. yaşadığı güzel fakat sonlu gerçekleri benzetir püfürük çiçeğine.püfürmesin diye kimse, saklasa da gündüz gece;yanağını ılık ılık okşarken meltemi yazın, anlamaz çiçeğini uçurup götürdüğünü aynı rüzgarın..kalan sapı koyar soluna.hep bi’ çiçek dürbünü gözünde, başa sarılan aynı hikayede.

herkes konuşuyor
hayat-tan
çay koydum gel ölüm-den
susalım
gülüp-ağlayalım..

şu aralar tek şey yaptığım, hiçbirşey yapmamak aralarında kitap okumak ve filmlere dalmak..
yani kitap film toplamlı sen eksikli bir hikayeyim..
insanlara göreyse artık hayatın bir ucundan tutması gereken biriyim.
ama hayat beklerken ve seçmezken daha güzel ve hayat gibi..

lets dance and forget everything about fucking life..

Reblogged from parks-and-rec

lets dance and forget everything about fucking life..